Bayırköyü halı saha turnavasinda sizce kupayı kim alacak?

Sahanın Yıldızları
Genç Şişmanlar
The Goal
Vadinin Gücü
Şöhretler
Genç Yıldızlar

Aktif  :  1
Bugün  :  1
Toplam  :  73037
BEKTAŞ BEY

 Zapa'nın içinde bulunduğu bölge bir ticaret yoluda olmuş. Şimdiki 'Hanönü' verilen yerde Karadeniz tarafından gelen ticaret kervanları durup mola verir,ihtiyaçlarını giderir öyle yola devam ederlermiş. Hatta bir ara HİCAZ'a gitmekte olan çok zengin bir adam buraya Han , Kervansaray ve köprü yaptırmış. Uzun süre bu şekilde kullanılan yer, imkanların artması ve başka kısımlarda yeni yolların açılması (özellikle karayolunun gelişmesi)sebebiyle önemini oldukça kaybetmiş bir durumdadır. Fakat hala pekçok köyün pazarı , uğrak yeri ve ihtiyaç temin etmesi hasebiyle merkez olma özelliğini kısmen korumaktadır.Eğer 3 Zapa'nın ve bunların mahallelerinin kendi aralarındaki rekabeti ayrılık yerine gelişmeye yöneltmeleri ve il olmaya çabalayan çevremizdeki ilçelerin siyasi durumları iyi kontrol edildiği takdirde Zapa'nın eskisinden de daha önemli bir konuma gelmemesi için bir neden yoktur.

Bekteş Bey muhtemelen buraya gönderilen ilk 'Uç Beyi'dir.

Bekteş Bey geldikten sonra, Aşağı Zapa'nın yukarısında "cami" ve yanında da evini yaptırır.Bu ev yapılırken inşaatında kullanýlan taşlar Avarak Kale'sinden insanlar yanyana dizilerek getirtilmiş.

Bekteş Bey'e bağlì 35-40 köy olduðu söyleniyor.

Bekteş Bey'in erkek oğlu olmadığı, yalnız bir kızı olduğu söylenmektedir.Kızının kocası (?) Esat Bey'de caminin biraz ilerisinde "Konak" yaptırır. Hatta bu konak yapılırken Bekteş Bey damadına (?) takılır, "bizim oğlan evcik yaptırıyor" dermiş. Konak'tan geriye şimdi bir harabe vardır ve buranın bulunduğu bölgeye þimdi 'Konak Mahallesi' denmektedir.Cami ise bölgenin en eski ve güzel camisidir.Ahşap olmakla birlikte zaman zaman tamiratlarla hala dimdik ayakta vazifesini icra etmektedir. Orta Zapa'dan Çarşı Dayı (Ali Aynacı) marangoz olduğu için bazen Cami'yi onarırmış. Bana söylediği kadarıyla , caminin yazıtını çok aramasına rağmen bulamamış.

Bekteş Bey buralara hamam , hisar ve caminin önünde çok derin bir su kuyusu da yaptırtmış. Su kuyusunun derinliği yaklaşık ırmağa kadar inmekte imiş. Zamanla bu kuyunun içine çocuklar düşer veya kaza olur diye (maalesef güzelce kapakla kapatmak yerine) tarladan çıkan taşları doldurmuşlar. Diğer eserlerden geriye ne iz kaldı şimdilik meçhul.

Bekteş Bey'in yaşadığı zamana ait bir iki olay anlatılır :

O sıralarda Orta Zapa'ya ÜÇDİREMOÐLU diye bir zat gelmiş.Orta Zapa'nın üst tarafına, yüksek bir kayaya bir konak yaptırtmış.Tam Bekteş Bey'in Konağının karşı tarafına ve daha yükseğe.Ve Bekteş Bey'e tabi de olmamış.Bunun üzerine çok kızan Bekteş Bey bu konağı yaktırmış. Yanğından kalan izler toprak kazıldıkça hala ortaya çıkarmış.

Birde yanında çalışan biri ile ilgili bir hikaye var:

Bu kişi Kölaller (kölegiller) ailesinin dedelerinden Bekteş Bey'in kölesi Yusuf Köle ile ilgili.

Birgün Yusuf Köle tarlada çalışırken canı sigara içmek istemiş.Konağa gideyimde Bey'den biraz tütün alayım' demiş.Konağa geldiğinde, Bey'in yanına gitmiş ve tütün istemiş. Bey'de o sırada cok neşeliymiş.Tütünü verdikten sonra ona "tamda zamanında geldin.Hemen hazırlan Trabzon'a gidiyorsun. Bu mektubu götüreceksin" demiş. Zira, Bey'in bir kızı dünyaya gelmiş ve Bekteş Bey'in eşinin Trabzon'daki ailesine haber göndermek istemiş.Bunun üzerine mecburen hazýrlanmaya eve giden Yusuf köle,durumu eþine anlatmýþ.Oda "zıkkım içeydin de konağa gelmeseydin.şimdi bu kadar yol gideceksin" demis.Neyse,Yusuf köle mektubu almış ve hızla Trabzon'a doğru yola çıkmış. Trabzon bizim oradan, hemde o zamanın şartlarında, yürüyerek çok uzak olduðundan, yolda durmadan kendi kendine kızar, 'hay boklar içeydim, zıkkım içeydim , ne canım sıkılıyordu da konağa tütün almaya gelirsin.Ne güzel başkası gidecekti, oh olsun sana çek şimdi cezanı' der şikayet eder dururmuş.Neyse Yusuf Köle Trabzon'a gelmiþ ve mektubu Bey'e iletmiş.
Bey mektubu açıp okuduğunda çok sevinmiş. Zira mektupta Bektaş Bey'in kızı, yani kendisinin de torunu olduðu yazıyormuş. Bunun üzerine Yusuf Köle'ye 10 adet kırmızı altın lira ve hediyeler vererek ödüllendirmiş ve Zapa'ya geri uğurlamış.
Köye geri dönüşte Yusuf Köle bu sefer şöyle diyormuş.'Ballar iceydim,şerbetler içeydim.İyiki canım tütün çekmişte konağa yemek için gelmişim, ne iyi etmişim.'

Orta Zapa'da "dereler mezarlığında Bekteş Bey'lerin  mermerden yapılma aile mezarlığı bulunmaktadır.Bu aileden bilebildiğimiz bilgiler ise şimdilik bunlardır.

Bu mezarlıkta ayrıca 'Karahisarlı Şıh'ın buradan geçmesi esnasında tesbit etmiş olduğu bir de 'Seyyit' mezarı bulunmakta imiş.

Bektaş Bey ve Esat Bey'den baska bey varmı henüz bilmiyoruz. Yanlız daha sonraları köyümüz, devletin tayin etmiş olduğu müdürler tarafından yönetilmiş. Müdür, İspahal Mahallesinde otururmuş ve en meşhurları da Çalık Müdür Yakup (Horhor'un dedesi) imiş.Fakat o kadar iyi biri olmadığından pek kimse sevmezmiş.

Bu müdürle ilgilide şöyle bir olay anlatılır
Söğütbeli köyü bir Rum köyü imiş ve burada oturan herkesin tanıdığı bir Rum varmış.Adı "Yani".Semer yapar ve köylerde satarmış.Çolak Müdür'de buna semer yaptırtırmış.Ama aldıktan sonra hem parasını ödemez, hem de terslermiş. Semerci Yani'nin yaşadığı zamanda köyde 2 hacı bulunmakta imiş.Bunlar Salim Hoca'nın dedesi Hacı Salih (Trabzon Bey'inin yanında çalışırken, Bey'in yanında hacca gitmiş) ve diğeride; herkesin çok sevdiği, konuk ağırlamayı çok seven, eli açık biri olan Hacı Mürsel imiş.
Semerci Yani'ye hep  "gel seni Müslüman yapalım" derlermiş, O da "Ben ne Hacı Mürsel gibi müslüman , nede Çolak Müdür gibi bir müslüman olabilirim' dermiş.

    Kaynak: Turgay Topal       


Maillist
Derneğimizdeki yeniliklerden ve gelişmelerden haberdar olmak için mail listemize üye olun.
E-Mail: