Bayırköyü halı saha turnavasinda sizce kupayı kim alacak?

Sahanın Yıldızları
Genç Şişmanlar
The Goal
Vadinin Gücü
Şöhretler
Genç Yıldızlar

Aktif  :  1
Bugün  :  1
Toplam  :  73037
K E L İ M E L E R İ M İ Z

    

 

ağa                : (eskiden) baba

ahpun              : gübre  mayıs

ahtaraç          : yufka pişerken çevirmede kullanılan, ucu düz oklava

alaca               : ahşap bahçe kapısı

alacalık            : yeni doğan danaların tutulduğu yer

alaçık              : yaylalarda gölgelik veya yağmurdan                                           Sığınmak içinyapılan, 4 direk üzeri çardak

                         gibi kapalı yer 

andır              : pis kötü şeyler için kullanılır

avar(a)e          : boş oturmak işi olmamak

ayruk              : bir çeşit yonca benzeri

bakraç           : bakır kap

basmaca         : kapuska yemeği

bibi                : hala

boca etmek     : birbirine karıştırmak , bocalamak , garmak

bohça             : eskiden yolcuların yanında taşıdıkları

                          eşyaları bir  büyük beze sarmaları şekli

bohoru            : evin bacası

bostan            : sebze bahçesi (havuç)

böğelek(boğalak) : bir tür at sineği

böğrülce          : fasulye

bömahre        : namahrem

budama           : kuşkonmaz

bük                : tarıma uygun olmayan ağaçlık bayır 

cecim              : bir nevi kilim

cer                 : arının küçüğü

çağ                 : zaman , vakit

çapula             : gabaralı (bir çeşit raptiye) ayakkabı

çaput               : bez parçası

çar                 : çarsaf

çarık               : deriden yapılma ayaklık (ayakkabı yerine

                         eskiden kullanılırdı

çarıklar            : tokalı çarık : kayış tokası gibi tokası

                         bulunan

çemiç               : dutun , üzümün güneşte kurutulmuş hali

çiğit                 : tane, fasulye tanesi , zeytin çiğiti

çimmek             : yıkanmak , yunmak

çir                    : (güneşte) kurutulmuş meyve

çit                    : başörtüsü

çul                    : elbise

dialik                : eskiden erkeklerin giydiği, kıç tarafı

                         oldukça  bol , dış kısmından aşağısı dar

                          bir çeşit pantalon

dink                  : bulgurluk buğdayon işlendiği değirmen.

döğen               : eskiden tarladan toplanan buğday,

                          harmanı üstündeki  düz yere yayılırdı.

                          Sonra altı keskin  çakıl taşlarıyla çakılı

                          bir tahtaki döğen denir, 1 veya 2 öküz bu

                          tahtaya boyundurukla  bağlanırdı ve bu

                         döğenin üzerine de bir adam çıkardı hem

                         ağırlık olsun hem de öküzleri  sürsün 

                                 diye. Bu şekilde saatlarce buğdayın

                                 üzerinde dolaşılır, böylece buğday

                         sapından ayrılmış  olurdu.

döğmeç             : ekmeğin ufak parçalara bölünüp, yağda

                         yumurta  karrıştırılarak pişirilmesi

düremeç           : ekmek içine çükelik konulup elde sıkılarak

                         yenmesi

düve                 : bir yaşındaki dişi inek yavrusu

ecük                 : azıcık , birazcık

eğiş                  : tekne içindeki hamuru kazımada kullanılan

                          alet

eğriyanı(u)ç       : yengeç

ele-sefiye         : öylesine, sıradan (elesefiye iş yapmak

                          istemiyerek öylesine yapmak)

emmi                : amca

eniş                  : yokuş aşağı iniş

erteşmek          : kadın ve erkeğin cinsel ilişkiye girmesi

farşa                : kötü kadın , fahişe

fes                   : kadınlarımızın başlarındaki süs eşyası

fetir                 : bir çeşit kalın yapılan köy ekmeği

fırıç                 : armutun yendikten sonraki kalan kısmı

fıtı                    : ince bulgur

fiğ                     : mercimek tanesine benzer yem bitkisi

fişgem                 : kaynatılan dutun posası

gatıh                   : ayran

gabara                : bir çeşit kalın raptiye

garmak                : bocalamak , karıştırmak

gelüç                   : orak

gendime               : (umum türkçede) yarma

getne                   : set halinde düzenlenen bahçe

geven              : köklü bir ot  dikenli hayvan yemi

girebi              : ucu çatallı (dal budamak için) ufak balta

gödük               : 4 veya 5 kg ağırlığındaki ölçü kabı

gön                  : deri (özellikle öküz derisi)

göze                : pınar , suyun kaynakta çıktığı yer

gücük              : küçük , ufak

gütmek            : çobanın davarı sürmesi, otlatması  v.s.

güz                  : sonbahar

Kaynak: Turgay Topal        

 

    

Maillist
Derneğimizdeki yeniliklerden ve gelişmelerden haberdar olmak için mail listemize üye olun.
E-Mail: